FOÇA'DA ZEYTİN AĞACI OLMAK !
FOÇA'DA ZEYTİN AĞACI OLMAK !

11.08.2013 17:43:23



FOÇA ‘DA ZEYTİN AĞACI OLMAK !

Yıllardır bu kadar kapsamlı  gezememiştim  Foça’yı, aklımda kalan 1980 yılının eylül ayında ayağıma batan deniz kestanelerinin dikenleri  ile meşhur denizi ve küçük, sessiz ,şirin balıkçı barınağıydı.  

Geçen yılın (2012)  sonlarında  Belianes / İspanya’ya yaptığımız gezi sonunda zeytin ağacı ve zeytinyağı ile bütünleşerek  geri dönerken hep aklımda  Foça vardı.

Belediye başkanı ve meclis üyelerinin katılımı ile oluşturulan gezi programında İspanyol zeytinciliği ve bizim zeytinciliğimizin karşılaştırmaları yapılmıştı. Küçücük bir kasabada oluşturulan zeytin ve zeytinyağı festivalini görünce bizler niçin yapamıyoruz diye iç geçirmiştim. Foça’da neden yapılamıyordu, hatta diğer bölgelerimizde neden olmuyordu çok sorgulamıştım. Ana nedeni birlik ve berberliğin olmayışı, herkesin en iyisini ben bilirim egoları ve halen kaliteli bir sızma zeytinyağı üretememiş olmamız ve devamını getirmediğimizdi.

Geçmişten kalanların dışında zeytine dair bir şeyler olmalıydı, rüzgar değirmenleri  ve hafta sonları tıklım tıklım dolan balık lokantalarının dışında. Boşuna gelmiş olmamalıydım bu şirin ege ilçesine.

Yüksek bir tepenin üzerinden ilçeye giriş yaparken solumda rüzgar değirmenlerini görüyorum, asıl heyecanlandığım biraz aşağısındaki zeytin ağaçları mağrur ve dik duruyorlar, yol ayrımını onlar belirliyorlar. Hiç dikkatli baktınız mı ? Yıllardır her gün yolunuzun üzerinde gördüğünüz bu zeytin ağaçları kimler tarafından dikildi diye kendinizi sorguladınız mı ? Ya da bu ağaçların bir çoğunu kesip yerine konutlar, villalar yaptık üzgünüz dediğiniz  oldu mu?

Bu sabah yazıyı okuduğunuzda farklı bir gözle bakmanızı istiyorum yaşadığınız Foça sokaklarına, sizlerin bu kadar aşina olduğunuzu zannettiğiniz o asırlık ağaçları görebilecek misiniz?

Foça yalnız deniz ve balıktan ibaret değil, asırlardır zeytin ağaçlarının gölgesinde yaşamış  şehirlerden yalnızca bir tanesi. Barış ve bereketin sembolü olan zeytin dalı Anadolu dan yayılırken dünya ya Foça’da da derin izler bırakmış. İyonya medeniyetinden günümüze birçok medeniyete ev sahipliği yaparken belki de zeytin ağaçlarının kutsal gölgesinde yaşayan insanları doyurmuş, güzelleştirmiş ve sağlıklarına kavuşturmuş.

Yıllardır anavatanı olan topraklarımızdan dünyaya yayılan, adına ayetler olan bu kutsal ağaç günümüzde de ülkeleri birleştiren bir sembol değil midir?

 

Yoksa İspanya / Lleida / Belianes  ile ,  Türkiye / İzmir / Foça  nın , bağlantısı nedir  ? Diye soruyorum sizlere .  Bir zeytin dalının geride bıraktığı muhteşem dostlukları devam ettirmek yine bir zeytin fidanının dikilmesi ile oluşacaktır.

Foça belediyesi  il genel meclisine o gün İspanya da  Zeytindostu Derneği Genel sekreteri sıfatıyla sunduğum öneriyi bir kez daha gündeme getirmek istiyorum; sayın başkan ve meclis üyeleri, gelin kullanmadığınız 5-10 dönüm civarında bir araziyi tahsis edin zeytin fidanları ile doldurup  Zeytindostu derneği ve Foça Belediyesi zeytin ormanı haline getirelim, fidanları biz temin edelim, hatta kent girişinde açık hava müzesi haline getirebileceğimiz bir arazide olabilir, etrafında turistler için küçük ahşap satış yerleri bile yapılabilir, kentin zeytinyağını , şarabını, peynirini, yoğurdunu tanıtmak için fırsat değil mi ?

 

Evlerin arasında kalmış asırlık bu ağaçları koruyalım, özellikle cadde ortasında kalmış yaşlı zeytin ağaçlarını açık hava müzesi oluşturacağımız yere taşıyalım ki hayat bulsun. Foça’yı ziyaret ettiğim gün yol ortasında kalan zeytin ağacının asfaltı kaldırdığını gördüm, üstelik yanında deterjan ile araba yıkayan vatandaşlar vardı. O kaldırımın kalkması bir işaret değil midir? Yılların baskısını kırmaya çalışan zeytin ağacı değil midir? Kaldıramıyorsanız ekonomik gelmiyor ise etrafını açıp yeşil alan şeklinde refüj yapabilirsiniz. Elimizdeki değerlerin kıymetini kaybetmeden bilmeliyiz.

Foça’da bulunan zeytin ağacı varlığı yenilenmeli ve kalite kriterlerine  uygun  zeytin ve zeytinyağı üretimi yapılmalıdır. Zeytinyağı üretimi yapan birkaç firma biliyorum, ancak kalite kriterlerine uygun olmadıkları ve hatta bazılarının gıda sağlığı ve hijyen şartlarına uygun olmadığını da gördüm.

Ürünü meydana getirdikten sonra da son tüketime kadar Işık ,hava, ısı , su ve nemden saklamak zorundasınız. Zeytinyağı bir gıda maddesidir ve dış etkenlerden etkilenerek bozulup bayatlar. En güzel en iyi zeytinyağını üretmek kadar saklamak korumak ta gereklidir. Ortalama 30-40 derecelerde seyreden hava sıcaklıklarında sizin iklimlendirme ortamınız yok ise yağınız bir günde oksidasyona uğrayacak ve bozulacaktır. Süt ürünlerini nasıl soğukta muhafaza ediyor ve koruyorsak zeytinyağını da korumalıyız. (www.hangizeytinyagi.com) detaylı bilgi alınabilir.

 

Foça sokaklarında gezerken küçük limanda karşılıklı bir çok lokanta ve balıkçı gördüm, ancak hiç birisinde masalarının üzerinde zeytinyağına rastlamadım ürettiğimiz ürünü böyle mi pazarlamaya çalışıyoruz? İspanya da küçük bir kasaba lokantasında şarap zeytinyağı ve peynir klasiğini gören arkadaşlarımın kıyas yapmasını rica ediyorum. Bu başlı başına bir yemek kültürüdür, maalesef biz zeytinyağı kültürünün parçası olamadık !

Tatlıcılar var sokaklarda sağlıklı zeytinyağı dururken kanserojen oluşturan Ayçiçek yağı kullanıyorlar (Birden fazla kızartma yaptığınızda) Zeytinyağı neden kullanmıyorsunuz diye sorduğunuzda ağır kokuyor tatlı yenmiyor diye cevap veriyorlar, haklılar da ; çünkü bozuk , oksitlenmiş , ağır koku yayan zeytinyağı üretiyoruz da ondan. Natürel sızma bir zeytinyağında yapılan tatlının da balığın ve salatanın da tadına doyum olmaz, yeter ki  üretmesini , saklamasını ve tüketmesini bilelim.

 

Foça da birçok etkinlik yapılmak isteniyor, tanıdığım insanlar ellerinden geldiğince oralarda tüketiciyi bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Her zaman olduğu gibi bu tür etkinlikler tam anlamıyla hedefi bulmuyor ve yarım kalıyor. Belediye ve odaların işbirliği ile bir çok verimli ve ekonomik etkinlikler yapılabilir, hatta uluslararası boyut bile kazadırılabilir. Zeytinyağı ve şarap etkinlikleri düzenlerken ticari boyutunun yanı sıra tüketiciyi bilgilendiren seminer ve kongreler yapmalısınız. Tadım etkinlikleri düzenlemelisiniz, birkaç saate sığan değil gün boyu süren etkinliklerden bahsediyorum. Eğitim ve etkinliklerin sonunda katılanlar şarap ,peynir ve zeytinyağı konusunda bilgi sahibi olduklarının farkına varmalılar. Onlara  bu bilgiyi verdiğinizde aldığınız sonuçlar mükemmel olacaktır. Ancak kaliteli ürünler ürettiğinizi kanıtlamalısnız.

 

Foça için gönüllü tanıtım yapan bir çok insan ve yazar var, her fırsatta dile getiriyorlar, bu insanlardan faydalanmak gerekiyor, ancak belirli bir program dahilinde karmaşa olmadan. Özellikle Nurdan Çakır TEZGİN hanım bu insanlardan birisi, yemek tarifleri ile her fırsatta Foça’yı dillendiriyor. İnternette bir web sayfanız bulunmakta,  zeytin ve zeytinyağına ağırlık vererek bunları da şarap, peynir, yoğurt ile birleştirip  daha ileriye gitmeniz gerekiyor diye düşünüyorum. Gönüllü insanlarınızdan biri de Dr.Zeynep DELEN ve Egede Atölye’si  zeytin adına düzenlediği seminerlere  destek verilmeli.

 

Bu sokağı kültür sokağı haline getirip her dükkanın önüne saksı içerisinde koyacağımız zeytin fidanları ile süslenemez mi? Bir çok dünya ülkesinde ki gibi zeytinyağı barları oluşturulamaz mı ? Bu yazdıklarım bir çoğunuza ütopik gelebilir, en yakın komşumuz Yunanistan’a baktığınız da turizmin zeytin ve zeytinyağı üzerine kurulu olduğunu  göreceksiniz. Kişi başına düşen zeytinyağı miktarının turizmden kaynakladığının farkına varan bir zeytinyağı sever olarak bunların yapılmasının ütopik olmadığını düşünüyorum. Bugün avrupanın bir çok ülkesine özellikle kuzey ülkelerine gidin zeytin yetiştirmedikleri halde evlerinin balkonlarında saksılarda , cafe ve restoranlarda zeytin ağacı göreceksiniz.

 

 

Şehir planlanırken eski yapılara sadık kalınır ve restore edilerek tarih yaşatılır, bizler ise onları yıkmaktan zevk duyarız, sanki iç hesaplaşmalarımız vardır onlarla, intikam almaya çalışırız, yıkarak ve dökerek. Dünya mirası sayılan bir çok yerlerden biri olmalıydı FOÇA ve evleri, sahilde apartmanlar yerine taş evler kalmalıydı. Marka şehir olmalıydı , balık ve rakı yerine, zeytinyağı , şarap ve peynir olmalıydı, saatler süren sohbetlerde.

Taş binaların sıcaklığı ve çiçeklerin yaşama huzur veren katkısını hissederken denizin iyotunu çekmeliydik ciğerlerimize. Salata tabaklarının üzerini zeytinlerimiz süslemeliydi, üzerine dökülen kaliteli sızma zeytinyağlarımızdan bahsetmeliydi konuklarımız.

Hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız aslında , yeter ki  içimizde sevgi ve saygı olsun doğaya ve birlikte yaşadığımız insanlara.

 

Sabahın erken saatlerinde girmiş olduğum Foça’ya akşam güneşinin rüzgar değirmenlerine düşmesiyle ayrılıyorum bu hüzünlü kentin sokaklarından, kısa bir zaman süresinde zeytin ağacı ve zeytinyağı adına yapmış olduğum bu ziyaretin anlamını bulması için gelin hep beraber Zeytindostu derneği - Foça belediyesi zeytin ormanı projesini başlatarak bizden sonraki insanlara kültür mirası olarak bırakalım.

 

Serdar Öçten ÜNSAL

www.hangizeytinyagi.com

0 537 660 42 26